Depresyon

Kişinin karamsar ve kederli duygu-durumu, kötümser düşünce içeriği, umutsuzluk, çaresizlik hisleri, hayattan zevk alamaması, günlük hayata karşı ilgi kaybı, günün çoğunda depresif hali, beraberinde boşluk hissi, apati, motivasyon kaybı, geçmişte yaşanmış olumsuz olayların sık sık akla gelmesi, pişmanlık hissi, şimdiki zamanda ise kendini sürekli değersiz, yetersiz, ya da suçlu hissetmesi, kendine ve çevreye güvenmekte zorlanması, alınganlığın artması, yalnızlık hissetmesi, gelecekle ilgili olumsuz düşüncelerinin olması depresyonun belirtilerindendir. Kronik bir hal oluşmaması için bir uzmana başvurmak ve destek almak faydalı olacaktır.

Aile İçi İletişim Sorunları

Ailenin bir arada psikolojik açıdan sağlıklı bir hayat yaşayabilmesi için aile terapisinde aile içinde çatışmayı azaltmak, aileye özgü problem yaratan durumların çözüme kavuşturulması, ailenin işlevselliğinin arttırılması gibi amaçların yanı sıra aile içi iletişim becerilerinin arttırılması hedeflenir.

Yas

Yas tutma, çok sevilen birinin yitirilmesi (ölüm, ayrılık vb.) sonrasında yaşanan doğal bir süreçtir. Zorlayıcı ve streslidir, ancak hastalık olarak ifade edilmemesi gerekir. Yas sürecinde gösterilen tepkiler bireyseldir ve kişiden kişiye farklılık göstermekle birlikte, bir grup ortak bedensel, bilişsel, duygusal ve davranışsal belirtiler görülür. Yas psikolojisi aslında depresyona  çok benzerdir. Hayattan zevk alamaması, mutsuzluk, sürekli ağlama isteği, iştahın azalması, uykunun bozulması, sinirlilik gibi durumlar vardır.

Yas sürecinin belirtilerin şiddetli olduğu, beklenenden uzun sürdüğü, kişinin günlük yaşamını, ilişkilerini etkilediği durumlarda uzmandan destek almak süreci daha kolay atlatılmasına yardımcı olacaktır.

Kişilerarası İlişkilerde Bozukluklar

Günlük hayat içerisinde yaşanılan krizlere verilen tepkiler, kişiden kişiye farklılık göstermektedir. Bu tepkilerde; genetik faktörler, çocukluk yaşam olayları, bağlanma, sosyal destek, çevresel etkenler, erişkinlik deneyimleri etkili olmaktadır. Kişilerarası ilişki problemleri danışanların kriz anlarında yaşadığı sıkıntılı süreçlerde kişilerarası ilişkilerinde dönüşüme neden olarak klinik belirtileri azaltmayı amaçlar. Terapi süresince danışanlar, ilişkilerini geliştirmeyi, çevresinde bulunan sosyal destek ağlarını keşfetmeyi, ihtiyaç duydukları duygusal ve somut desteği nazik bir şekilde isteyebilmeyi öğrenmektedirler

İlişki Problemleri

Genel olarak ilişki problemlerinin temelinde iletişim problemleri yatmaktadır. Aslında iletişim problemleri ilişkideki sorunların hem sebebi hem de sonucudur.
Her bireyin kişilerarası ilişki kurma tarzı farklıdır. Fakat doğru iletişime götüren bazı ortak ilkeler de bulunmaktadır. Duyguların değil tepkilerin kontrol edilmesi, amacın belirgin olması, soruların gerçekten merak gidermek ve bilgi
almak amacıyla sorulması, yapılanların değil yapılanlar sonucu kişinin ne hissettiğinin vurgulanması doğru iletişimin
temel ilkelerindendir. İletişim problemleri kişinin derin, olumlu, yapıcı ve sürekli ilişkiler kurmasına engel olur. Bu nedenle iletişim danışmanlığında kişinin doğru iletişim kurabilme becerilerinin geliştirilmesi hedeflenir.

Motivasyon Eksikliği

Motivasyon eksikliği ile başa çıkabilmek için ilk önce motivasyonu düşüren faktörler öğrenilmelidir. Düşük motivasyon nedenleri tespit edildiğinde motivasyonu olumsuz etkileyen faktörlerle baş etmek kolaylaşacaktır. Hedefsizlik veya yanlış hedefe yönelmek, özgüven eksikliği, zamanı verimli kullanamamak, fazla iş üstlenmek, işleri ertelemek motivasyon kaybına yol açmaktadır. Ayrıca performansımıza ve potansiyelimize yönelik olumsuz duygu ve düşüncelerimiz, kendimizi daha iyisine layık görmememiz de motivasyonumuzu zedelemektedir. Terapilerde bu yönde bir plan oluşturulmaktadır.

Davranış Bozuklukları

Davranış bozukluğunun tedavisi çocukla ve gençle bireysel olarak yürütülen terapinin yanısıra, çocuğun ve gencin yaşamındaki bir çok alanda belirli düzenlemelerin yapılmasını gerektirir. Çocukla ve gençle birebir yürütülen terapi sürecinde öfke kontrolü, duyguları düzenleyebilme, sosyal becerileri geliştirme üzerinde durulur. Bunun yanısıra aileyle işbirliği yapılarak ailenin davranışlarında ve ev ortamında belirli düzenlemeler yapılır. Eğer okul ortamında yaşanan problemler varsa okulla iletişime geçilerek, okulda yapılabilecek düzenlemeler belirtilir. Davranım bozukluğunun gidişatına göre psikiyatrik değerlendirme ve ilaç kullanımı da önerilebilmektedir.

Kekemelik

Kekemelik tedavisinde temel amaç konuşmanın akışını arttırarak iletişimi daha akıcı hale getirmektir. Kekemelik tedavisinin bir yaşı yoktur. Bu problemi ne kadar zamandır yaşıyor olursanız olun asla geç değildir. Kekemeliğin tamamen geçici bir türünü yaşıyor olmasanız bile; tedavi sonucunda hayatınızı daha kolay bir hale getirebilmeniz mümkün. Kekemeliğinizin başladığı anlarda bile başa çıkabildiğinizi, umutsuzluğa kapılmanıza gerek olmadığını göreceksiniz.

Özgüven Sorunu

Özgüven duygusu çocukluk yıllarımızda ailemizin ve çevremizin bize karşı davranışları ile oluşmaya başlar. Bireyler çocukluk yıllarında ailelerinden özgüvenlerini kırıcı davranışlar veya buna sebep olacak olaylar ile karşılaşırlar ise özgüven duygularında eksiklikler ortaya çıkar. Bireyler çocukluk dönemlerinde gelen tepkiler ve eleştiriler ile yetişkinlik çağında yaşanılan başarısızlıklar ve olumsuz durumların etkisiyle başarısızlıklarının kendi kaderleri olduklarını düşünmeye başlarlar. Profesyonel destek ile sorun yaşayan bireylere psikolojik çalışmalar yapılarak eksik alanlar desteklenebilmektedir.

Okul Zorlukları

Okul zorluğu olan çocuk çokça yataktan kalkmak istemeyebilir, hazırlanırken oyalanır , okula gitmek istediğini söylese de gidince arabadan inerken ya da okulun kapısından girerken zorluk çıkarabilir. Bunun yanında; Öfke Patlamaları, Ağlama krizleri, Titreme, sallanma, huzursuzluk, Karın ağrısı, kusma, ishal, baş ağrısı, baş dönmesi, yüz renginin solması, terleme, boğaz ağrısı, sırt ağrısı, eklem ağrısı, göğüs ağrısı, çarpıntı, nefes darlığı, görme bulanıklığı, yürüme güçlüğü, ateş ve sık idrara çıkma çocuğun okula gitme konusundaki anksiyetesiyle ilişkilendirilen fizyolojik belirtilerdi. Uyku bozuklukları; uykuya dalamama , kabus görme , anne babayla birlikte yatma isteği görülen belirtilerdendir. Burada bir uzmana başvurmak ve destek almak faydalı olacaktır.

Bipolar Bozukluk

Bipolar bozukluk (iki uçlu duygudurum bozukluğu) bir diğer adıyla manik-depresif hastalık, kişinin duygudurumunda, enerjisinde ve sosyal aktiviteleri tamamlama yetisinde bozulmalara neden olan psikolojik hastalıktır. Günlük hayatın akışında gerçekleşen iniş-çıkışlardan farklı olarak, bipolar bozukluk bulunan kişiler,  keskin iniş-çıkışlara bağlı iş ortamında, okul hayatında, aile ve arkadaş ilişkilerinde sorunlar yaşayabiliyor. Bipolar tedavisinde doktor tarafından planlanan duygudurumu dengeleyen ilaçlar ile birlikte destekleyici psikoterapi ve psikososyal terapilerin uygulanması bipolar hastalığının kontrolü açısından önemlidir.

Unutkanlık

Unutkanlıkta zihnin daha fazla yorulmasını önlemek için gereksiz şeylere takılmamak bireysel olarak uygulanabilecek tedavi yöntemleridir. Danışanlar unutkanlıkları için kaygılanmamalıdır. Çünkü bu durumun sürekli düşünülmesi unutkanlığın ilerlemesine neden olabilir. Zihnin dinlenmesi için yeteri kadar uyku gerekir. Bu nedenle unutkanlık hastalığı olanların yeteri kadar uyumaya özen göstermesi gerekir. Bu şekilde danışanlar kendi unutkanlıklarını azaltabilir ve hastalığın ortaya çıkmasına engel olabilir.

Eğer siz de unutkan bir insan olduğunuzu düşünüyor veya unutkanlık hastalığı belirtileri gösteriyorsanız en kısa zamanda randevu alarak muayene olabilirsiniz.

Vücut (Beden) Dismorfik Bozukluk

Beden Algısı Bozukluğu; temel olarak bireyin görünümündeki hayali ya da önemsiz kusurlarla yoğun zihinsel uğraşısıdır. Bu zihinsel uğraşı, kişide ciddi huzursuzluğa ve günlük iş ve insan ilişkilerinde bozulmaya yol açar. Vücut dismorfik bozukluğu tedavisinde sıkça kullanılan yöntemlerden biri bilişsel davranışçı terapidir. Bu terapi yönteminde, beden algı sorunu olan bireylerin görünüşlerinde kusurlu buldukları yerler ile ilgili algılarının düzeltilmesi üzerinde durulur.

Boşanma Travması

Boşanma travmasını yaşayan bazı kişiler bu yaşanan durumu atlatmakta ve hayatlarını devam ettirmekte zorlanırlar. Yine de yaşadıkları belirtiler ve sıkıntılar, travma sonrası stres bozukluğu belirtileri ile benzerlik gösterse de aynı şiddette olmaz. Boşanma sonrası yaşanacak psikolojik problemleri ve ciddi stresi ortadan kaldırmak, doğru ve sağlıklı adımları atarak mümkün olabilir. Kişinin boşanma sonrası travmayı atlatması için öncelikle sosyal destek alması gerekir. Aile ve arkadaşların bu süreci atlatmakta gösterecekleri yardım ve destek büyük önem taşımaktadır. Kişi kendisi ile aynı problemleri yaşayan kişilerle bir araya gelerek, duygularını ifade etmeyi de tercih edebilir. Ayrıca boşanma konusunda kararsızlıklar yaşıyor, boşanma kararınızı yeniden gözden geçirmek istiyorsanız, profesyonel destek almak ve hem boşanma sürecinde hem de sonrasında bu süreçten en az hasarı alarak çıkmasına yardımcı olacaktır.

Hipokondriazis

Hipokondriazis; Hastalık hastalığında kişi, ciddi bir hastalığı olduğunu düşünür ve hekim tarafından onaylanmak ister. Yaşadığı bu durumu psikolojik rahatsızlık olarak görmemesi ise tedavinin gecikmesine yol açabilir. Bu kişiler; sağlıkla ilgili yüksek düzeyde kaygılıdırlar. Hastalık ipuçlarını sıkı sıkıya takip ederler. Kimileri doktor doktor gezerken, kimileri ise hastaneden kaçınma eğilimindedir. Hastalığı onaylatmak isterler. Hipokondriazis tanısı olan kişiler, yoğun kaygı ve depresyon atakları konusunda da risk altındadır. Bu yönde bir terapi yöntemi ve planlanması yapılmaktadır.

Distimik Bozukluk (Kronik Depresyon)

Distimi, bireyin uzun süreler üzüntü, içe kapanıklık,  melankoli,  aşırı bilinç,  sevinçten yoksunluk ve kişisel yetersizlikten dolayı endişe durumlarını hayatında alışkanlık haline getirmesi sürecine verilen, kronik depresyon durumu olarak tanımlanmaktadır. Danışan en az iki yıldır; tutku, neşe, ilgi, cinsel istek duymuyorsa, kronik depresyon ihtimalini düşünmek gerekmektedir. Bu yönde bir terapi yöntemi ve planlanması gerçekleşmektedir.

Yeme Bozuklukları

Sağlığa zarar verebilecek derecede yetersiz ya da aşırı yemek yeme davranışıdır. Yeme bozukluğu olan kişinin bedeni, duygusal ve sosyal hayatı yeme davranışındaki anormallikler nedeniyle zarar görür. Kişinin, günlük yaşamı yeme biçimini değil, yeme biçimi günlük yaşamını etkiler. Destekleyici psikoterapi görüşmeleri, ailenin tedaviye katılımı ve aile ile iş birliği önemlidir. Danışanlar çoğunlukla yeme bozukluklarının farkındadır, ancak hastalığı geç saatlere kadar anlamazlar ve terapiyi reddedebilirler. Tedavideki ilk hedef genellikle terapiye kapalı olan danışanın terapi için iş birliği yapmasını sağlamaktır. Bilişsel davranışçı terapi yeme bozukluklarının tedavisinde iyi sonuçlar gösteren yöntemlerden biridir. Yeme bozukluğu olan kişiler strese ve duygusal durumlara rahatsız bir yeme davranışı ile tepki verdiğinden, terapi onlara alternatif baş etme stratejilerini öğretmeyi amaçlar.

Çocuklarda Yeme Problemleri

Yeme problemleri, çocuk 1-2 yaşlarındayken kendini göstermeye başlar. Çocuk bağımsızlığını ilan etme yolunda ilk çabasını, yemek seçerek ya da yemeği reddederek gösterir. Anne telaşlanabilir, korkabilir, kızabilir ve hatta suçluluk duygusu duyabilir. Böylelikle savaş başlar. Bu gerilim, her öğünde hissedilmeye, hatta çoğunlukla gittikçe şiddetlenmeye başlar. Bir kısır döngüye giren bu durum, çocuğun gittikçe daha az yemek yemesine yol açar. Bu yönde bir terapi yöntemi ve planlanması gerçekleşmektedir.

Evlilik Sorunları

Evliliklerde sorunlar, genellikle çiftlerin evliliği, beraber yürünecek bir yol olmaktan çıkararak güç savaşına döndürülmesinden kaynaklanır. Çiftler birbirlerine egemen olmaya çalışmaktan kaçınmalıdır. İnsan sevildiğini bilmek isteyen, iyi hissettirilmekten hoşlanan bir varlıktır. Evlilikte tarafların sevgisiz kalması farklı olumsuzlukları da beraberinde getirir. Çiftler kendilerini ifade etmez ise karşı taraf onun ne istediğini anlamakta ve sezmekte zorluk çeker.

İnsan öncelikle ne istediğini ve ne hissettiğini bilmelidir. Kişi kendisini ne kadar iyi tanırsa, davranışlarını ne kadar idrak ederse karşı tarafa da kendini anlatmada ve hissettirmede o kadar başarılı olur. Bastırılan, ertelenen, konuşulmayan sorunlar ile oluşan eşler arası iletişim sorunları ansızın patlamaya sebep olabilir ve bazen evlilikler dönüşü olmayan bir noktaya gider. Evlilikte sorunlar ertelenmemeli, öncelikle karşılıklı iletişim ile çözülmeli eğer bu mümkün değil ise destek alınmalıdır.

Evlenme Korkusu

Evlilik korkusu (Gomofobi), kişinin çevresinde ve ailesinde yaşadığı olumsuz evlilik örneklerinden edindiği bilgiler doğrultusunda yaşadığı bir korkudur. Ayrıca evlilik korkusu psikolojik olarak yaşanan bir bağlanma korkusudur.  Evlilik korkusu mutlu bir ailede yaşamış çocuklarda da görülebilir. Mutlu bir ailede büyüyen çocuk mükemmeliyetçi bir ruh halinde olur ve karşı taraftan da bunu bekler. İlişkisinde yaşadığı en küçük tartışmada bile onun anne ve babası kadar mutlu bir beraberliğinin olamayacağını düşünmeye başlar. Bir başka deyişle fazla mükemmeliyetçi olmak da bu korkunun oluşmasına sebep olabilir.  Bu yönde bir terapi yöntemi ve planlanması gerçekleşmektedir.

Stres

Stres, kişinin biyolojik ve psikolojik dengesinin bozulmasına gösterdiği tepki durumudur. Tehdit duygusu veya acıya neden olan olaylara karşı vücudun kendi dengesini kurabilmek için verdiği normal bir fiziksel cevaptır. Stresi; kaygı, aşırı uyarılmışlık hali, engellenme, duygusal çöküntü, gerginlik ve çatışmalar yaratır.

Doğru nefes ve gevşeme teknikleri ile fiziksel aktivite stresin en önemli tedavilerinden biridir. Böylelikle, bedende rahatlama sağlanması kişinin duygu ve düşüncedeki olumsuzluklarla çok daha kolay baş edebilmesini sağlar.

Sosyal Fobi

Sosyal fobi, diğer insanlarla etkileşimi içeren toplumsal durumlarda ortaya çıkan kaygı bozukluğudur. Rahatsızlık diğer insanlar tarafından olumsuz değerlendirilme ve küçük düşme korkusundan kaynaklanır. Sosyal anksiyete bozukluğu olarak da adlandırılan bozukluk, toplumda yaygın olarak görülen bir sorundur. Kişinin yaşamının pek çok alanında kaygı ve korkuya neden olarak hayat kalitesini olumsuz yönde etkiler.

Terapi, sosyal kaygı bozukluğu olan çoğu insanda belirtileri iyileştirir. Terapide, kişinin kendisiyle ilgili olumsuz düşünceleri tanıması ve değiştirmesi hedeflenir. Ayrıca sosyal durumlarda güven kazanmasına yardımcı olacak beceriler geliştirmesi için yol gösterilir.

Saldırganlık

Saldırganlık veya agresyon, kısaca öfke veya antipati gibi duygularla düşmanca veya şiddet içeren davranışlarda bulunma durumudur.

Saldırgan davranışları tedavi etmeye ve yerine yapıcı eylemler koymaya yardımcı olmak için psikoterapi önerilebilir. Terapi, bireylerin davranışlarını nasıl kontrol edeceğini öğrenmesine yardımcı olur.

Başa çıkma mekanizmaları geliştirir. Ayrıca eylemlerin sonuçlarını anlamalarına da yardımcı olabilir. Konuşma terapisi başka bir seçenektir. Saldırganlığınızın nedenlerini anlamanıza yardımcı olabilir. Negatif duygularla başa çıkmanıza da yardımcı olabilir.

Çekingenlik

Çekingen bireyler için eğitim, kariyer ve sosyal hayat son derece zorludur. Mizaç, erken yaşam deneyimleri, yetiştirilme tarzı ve çevresel faktörler çekingen kişiliği beslemektedir. Yaş arttıkça çekingenlik baskın hale gelmekte ve kişinin işlev alanları sınırlı hale gelmektedir. Çekingen bireylerin çok güçlü yetersizlik duyguları vardır ve kendileriyle ilgili değerlendirmeleri çevreden gelen geribildirimlerle belirlerler.

Dolayısıyla yaşamlarının her alanında zorluk çekmektedirler. Depresyon, anksiyete, fobi, alkol madde kullanımı gibi pek çok ikincil problemi de beraberinde getirebilmektedir.

Çekingen kişilik bozukluğu ile mücadele edenler kendilerinde bu ve benzeri belirtiler gözlemliyorsa destek almalıdırlar. Profesyonel destek ile sorun yaşayan bireylere psikolojik ve kariyer odaklı çalışmalar yapılarak eksik alanlar desteklenebilmektedir.

Tırnak Yeme

Tırnak yeme hastalığı, kişilerin günlük ve sosyal yaşamlarını olumsuz etkileyen bir problemdir. Genellikle çocukluk veya ergenlik döneminde başlayan bu problem, yetişkinlikte de devam edebilir. Tırnak yeme alışkanlığı için çözüm oluşturan birçok tedavi yöntemi mevcuttur. Bu yöntemlerin planlı bir şekilde kullanıldığı yaklaşımlar sayesinde olumlu sonuçlar elde edilebilir.

Kaygı (Anksiyete) Bozukluğu

Hayatın tüm alanında var olan kaygı, yönetilebilecek bir duygu durumudur. Amaç, süreçleri yeniden yapılandırmak ve yönetmeyi sağlamak olmalıdır.

Dikkat Dağınıklığı

Yetişkin tip dikkat eksikliği ile bu problem iyileştirilebilir bir sorundur. Bunun için profesyonel şekilde destek alabilirsiniz. Ancak doğru yönlendirme ve destek süreci önemlidir.  İlaç tedavisi ve bilişsel davranışçı terapiler uygulanabilecek yöntemler arasındadır. Ayrıca psikoterapi gibi yöntemler bireyin zaman yönetimini ve organizasyon becerisini geliştirmesi konusunda yardımcı olacak yöntemlerdir.

Çocuklarda Uyku Problemleri

Çocuklukta Uyku Bozuklukları; uyuyamama, uykuya geçiş sürecinde zorluk, uykunun bölünmesi (sürdürememe), gündüz uyuklama veya sürekli uyuklama şeklinde ortaya çıkabilir. Terapilerde çocuğun yapısal özelikleri, ailede stres, annede veya babada depresyon ve benzeri ruhsal etkenler değerlendirilerek bu sebeplerin ortadan kaldırılması öncelik kazanmaktadır. Bu yönde bir terapi yöntemi ve planlanması yapılmaktadır.

Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu

DEHB (dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu) olan çocuklar dikkatini toparlamakta veya bir yerde sabit durmakta zorlanabilirler.  DEHB (dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu)  olan bazı çocuklar sadece ev hayatı değil aynı zamanda okul hayatlarında da sorunlarla karşılaşabilirler. Bu hastalığa sahip çocukların diğer çocuklara oranla konsantre olmaları ve olaylar karşısında verdikleri tepkiler oldukça farklıdır. Hiperaktivite tedavi edilebilir. En iyi sonuçlar için erken teşhis ve tedavi önemlidir.

 

Madde Kullanımıyla İlişkili Bozukluklar

Sigara, alkol, esrar, kokain, kafein, opioidler, halüsinojenler (LSD, esctasy),  inhalanlar (benzen, toluen), sedatif hipnotikler ve diğer bir çok psikoaktif maddeler bu isim altında yer almaktadır. Maddeler  zihinsel ve  davranışsal aktiviteleri etkileyerek nöropsikiyatrik belirtilere, böylece psikiyatrik bozukluklara neden olmaktadırlar.

Tedavi yaklaşımları maddelere, madde kullanım modellerine, psikososyal destek sistemlerine ve hastaların kişisel özelliklerine göre değişir. Tedavideki ilk hedef maddeden sakınmadır. İkinci hedef ise hastanın fiziksel, psikiyatrik ve psikososyal iyilik halinin sağlanmasıdır. Tedavide hem psikoterapi hem de  farmakoterapiden yararlanılır. Tedavi boyunca bireysel, aile ve grup terapileri yararlı olabilir.

Ağlama ve Öfke Nöbetleri

Ağlama ve Öfke Nöbetleri tedavisinde olaylar karşısında herkesin vereceği tepki aynı olmaz. Sıradan bir günde bile insanların başına aksilikler gelebilir ve bu aksilikler karşısında soğukkanlı bir duruş sergilemeleri beklenir. Ancak bazen bu duruşu sergilemek güçtür. Özellikle psikolojik desteğe ihtiyaç duyan kişiler bu tür durumlarda aşırı tepkiler verebilir. Öfke veya ağlama nöbetlerine girebilir. Bu nöbetler çevrelerinde panik yaratır ve kişileri nasıl sakinleştireceklerini bilemezler. Öfke ve ağlama nöbeti geçiren, bu şekilde aşırı tepkiler veren kişilerin psikolog desteği alması gereklidir.

Somatizaston Bozukluğu

Somatizasyon bozukluğu olan kişiler, beden duyumlarına normalden çok daha fazla odaklanırlar. Genellikle altta yatan, ailesel de olabilen kaygı bozukluğu veya depresyon söz konusudur. Bu kişiler en küçük ağrıları ve bedenlerinden algıladıkları duyumları büyüterek ciddi hastalıklara yakalanacaklarına inanırlar.
Bilişsel-davranışçı psikoterapilerde, somatizasyon tedavisinde öncelikle kişilerin yaşadıkları semptomlarla ilgili negatif düşünceleri belirlenir ve bunların olumlu düşüncelerle değiştirmesi amaçlanır. Burada, kişi belirtileri yaşamaya devam etse de bunları yorumlayış şeklini değiştirerek kişinin daha az sıkıntı yaşaması hedeflenir.

Panik Bozukluğu

Kişinin sürekli tekrarlanan, beklenmedik panik ataklar yaşadığı bir rahatsızlıktır.

Agorafobi

Agorafobi, kişinin kendi güvenli alanı dışındaki ortamlara karşı endişe, korku, rahatsızlık ve utanç gibi duygular geliştirmesine neden olan bir panik bozukluktur. Agorafobi, kişinin kendini güvende hissettiği alanların dışına çıkması sonucunda meydana gelir. Bu yönde bir terapi tekniği ile çalışılmaktadır.

Kişilik Bozuklukları

Kişilik bozuklukları hastanın sağlıksız bir düşünme, işleyiş ve davranış tarzına sahip olduğunuz bir tür zihinsel bozukluktur. Kişilik bozukluğu olan bir kişi, durumları ve insanları algılamakta veya ilişkilendirmekte zorlanır. Bu bozukluk danışanın ilişkilerinde, sosyal aktivitelerinde, iş ve okulda önemli sorunlara ve sınırlamalara neden olur. Bu doğrultuda bir terapi yöntemi ve planlanması yapılmaktadır.

Majör Depresif Bozukluk

Majör depresif bozukluk veya majör depresyon en az iki hafta boyunca, farklı türden günlük hadise ve tecrübeler karşısında, sabit bir şekilde düşük ruh halinde bulunulması ile karakterize edilen bir psikolojik hastalıktır. Bu duruma uygun bir tedavi yöntemi esas alınmaktadır.

Travmalar

Kişi travmalı bir yaşantıya direkt veya başkasının yaşantısı üzerinden maruz kalmış olabilir. Her ne şekilde olursa olsun kişide bilişsel, duygusal ve davranışsal birçok farklı sonuca sebep olmaktadır. Ve kişinin mesleki ve sosyal işlevselliğini olumsuz anlamda etkilemektedir. Bu yönde bir terapi yöntemi ve planlanması yapılmaktadır.

Panik Atak

Atağa sebep olan kaynak sorunu bularak bir terapi planlaması oluşturulmaktadır.

Obsesif Kompulsif Bozukluk

Halk arasında takıntı hastalığı olarak bilinen bu rahatsızlığın tedavisi takıntıya sebep olan sorunu tespit ederek bireyin deneyimlerine uygun bir terapi planlaması ile terapiler sürdürülmektedir.

Sınav Kaygısı

Öğrencilerin sınava yüklediği anlam, sınavla ilgili sahip olduğu şemalara bağlı olarak sınav kaygısı oluşabilir. Başarıyı azaltan yoğun bir kaygı, endişe ve korku durumudur. Kaygı, normalde herkesin yaşayabileceği bir duygu olmasına rağmen gelişimi devam eden çocuklar ve gençlerin mücadele etmesi daha zor olabilir. Bu doğrultuda terapi planlanması yapılmaktadır.

Ergenlik Psikolojisi

Ailelerin yönetmekte zorlandığı bir dönem olan ergenlik, yetişkin olma yolundaki çocuk için de sancılıdır.

Bu sürecin sağlıklı yönetilmesi adına destek almanız hem çocuk hem de sizler için oldukça önem taşımaktadır.

Fobiler

Fobilerin ortaya çıkışının birçok farklı sebebi olmaktadır.

Tedavi yöntemi belirlenirken bu sebepler göz önünde bulundurularak terapi planlaması yapılması esastır.

Psikotik Bozukluklar

Ruhsal sorunları olan fakat bunun farkında olmayan bu tarz kişiler, tedavi olmak istemezler. İçlerinde bulundukları durumu kabullenseler bile problemin kaynağının başkaları olduğunu düşünürler.

Psikotik bozukluk aniden başlamamaktadır. Bu ruhsal hastalık ataklar halinde kendini belli eder. Psikotik bozukluk belirtilerini şu şekilde sıralayabiliriz; konsantrasyon problemi, değişken ruh hali, uyku bozukluğu, kaygı (anksiyete), stres, çevreye karşı ilgisizlik, sanrılar, halüsinasyon, tepkisiz kalma, düşünce, konuşma ya da hareketlerde düzensiz davranışlar, zihinde intihar düşünceleri oluşması, tehlikeli hareketler, kişisel temizliğe özen göstermeme, gündelik hayattan kopma, okulda, işte ve karşılıklı ilişkilerde problemler vs..

Tedavi yöntemi belirlenirken bu sebepler göz önünde bulundurularak terapi planlaması yapılması esastır.

Çocuk Psikolojisi

Çocukluk çağı hem kişiliğin yapı taşlarının atıldığı hem de çocuğun ileride nasıl bir yetişkin olacağının sinyallerini veren bir dönemdir.

Bu dönemde yaşanılan ruhsal ve davranışsal problemler eğer çözüme kavuşturulmazsa hem çocuk hem de aile için zorlu bir dönemin kapıları açılır.

Bu sebeple karşılaşılan problemlere ilişkin destek alıyor olmak önem taşımaktadır.